GAUDİ'NİN RÜYA ŞEHRİ

Gaudi deyince aklınıza ilk gelecek yer Barselona olmalı. Hangi şehirden bahsedeceğimi artık bildiğinize göre yazıya başlıyorum.



Başlığa Gaudi ile başladım ama ondan bahsetmeyi biraz sonraya bırakıyorum. Zaten yeteri kadar fazla ismini kullanacağım. Çünkü Gaudi olmadan Barselona anlatılamaz. Müthiş zekası ile mükemmel eserler yapmayı başarmış ve turistlerin şehri ağzı açık gezmesini sağlayan mimar amcamız.

Bu konuyu sonraya bırakarak kendi macerama ve tecrübelerime döneyim. Paris’ten Barselona’ya gitmek 17 Ağustos’ta sıcak bir akşam trene bindim. Ancak ben trendeyken ısrarla telefonum çalıyordu. Meğer Barselona’da terör saldırısı gerçekleşmiş ve İpek nerede sorunsalı doğmuş. Tabii normalde yaz ortası Barselona akşam da olsa sakin olmaz. Ancak ben vardığımda etrafta in cin top oynuyordu. Trende beraber yolculuk yaptığım yol arkadaşlarımda garda ayrılıp hepimiz kendi kalacağımız yere doğru ilerlemeye başladık. Garda Barselona’dan gitmek isteyen ama gişeler kapandığı için bilet alamayan insanlar vardı. Herkes şaşkındı. Her yerde polisler vardı. Karanlık ve sessiz sokaklardan geçip kalacağım hostele gittim. Karanlık ve sessiz dediğim sokak La Rambla. Bundan da bahsedeceğim.

Hadi başlayalım!



Barselona’da İletişim Kurmak:

Aşırı turistik bir şehir daha. Herkes ama herkes İngilizce biliyor olacak. Ama sizi ısrarla İtalyan’a benzetip sizinle İtalyanca konuşmak isteyenler olabilir (bana oldu, defalarca) onlara İtalyan olmadığınız anlatmak uzun sürebilir. Belki de öyle durumlarda İtalyan olduğunuzu kabullenmeniz daha mantıklı olacaktır. Ama zaten İtalyansanız hiçbir sorun yok.

Barselona Pahalı mı?

Kesinlikle ucuz bir şehir olduğunu söyleyemem. Hatta turist kazıklamayı sevdiklerini bile düşünüyorum. Mesela müzeler bence oldukça pahalıydı ve Barcelona Card’ta çok işe yaramıyor. Ama aşırı turisttik noktaları tercih etmektense biraz daha lokalleri tercih ederseniz o kadar da pahalı olmayabilir. Benim tavsiyem La Rambla’dan uzak kalamayacak olsanız da en azından denemeniz yönünde.

Barcelona Card:

Hiçbir işe yaramayan kart diye lafa başlasam biraz yanlış yönlendirmiş olabilirim belki ama çok da haksız değilimdir. Çoğu Avrupa şehrinde bu tarz kartlar müzelere ücretsiz giriş gibi bir imkan sağlarken Barcelona Card çoğu güzel müzede sadece indirim imkanı sağlıyor ve sıra beklemekten de kurtulamıyorsunuz. Yani çok gerekli mi bilmiyorum. Nereleri gezeceğinize bağlı olarak değişir, ona göre planlama yapın. Ancak bu kart toplu taşıma kullanmanıza yarıyor, o bilgiyi de vermiş olayım.

Barselona’da Ulaşım:

Şehirde çok gelişmiş ve düzgün bir metro ağı olduğunu söyleyip ama ona hiç gerek olmadığını da ekleyerek detaylara giriyorum. Çünkü mis gibi şehir. Ara sokaklarına girip yürümemek bu şehre hakaret olur. Yürüyün! (Her şehir için aynısını söylediğimi düşünebilirsiniz ancak turistsiniz. Orada yaşıyor olsanız neyse fakat turist olma kuralı bu, yürümek. Hem de bütçe dostuyum!) Ancak ben yine de toplu taşımayı nasıl kullanacağınızı anlatayım da sonra başka bloggerlardan öğrenmeye gitmeyin. Barcelona Card toplu taşıma imkanı sağlıyor, bunu söylemiştim. Ama tabii sadece toplu taşıma isteyebilirisiniz, böyle bir hakkınız var. Tourist Info noktalarından 2, 3, 4, 5 günlük opsiyonları olan toplu taşıma kartları alabilirsiniz. Bence çok ucuz bir yöntem değil bu. Ya da tek veya 10 kullanımlık toplu taşıma biletleri alabilirsiniz. Bence bu daha uygun fiyatlı. Yürümek istemiyor ama bir ulaşım aracı kullanmak istiyorsanız benim favorim bisiklet! Bisiklet kiralayabilirsiniz. Ama tabii yaz sıcağı tepenizdeyken biraz sıcak bir yöntem olabilir bu. Siz karar verin. Bahar aylarında giderseniz tercihiniz net bisiklet olmalı ama!

Konaklama İşini N’apıyoruz?

Öncelikle çok zengin değilseniz kalacağınız otel ya da her ne ise La Rambla üstünde olmasın diyeceğim. Sonra da ben La Rambla üstünde yer alan bir hostelde kaldım diye belirteceğim. Zengin miyim? Asla. Sadece ucuza denk geldi. Nasıl oldu ben de bilmiyorum ama kaldığım oda 12 kişilikti. Gerçi son derece renkli bir ortamı vardı ama yalnız kalmak isterseniz alternatif konaklama bölgeleri söyleyeceğim. Özellikle yaz aylarında gittiyseniz Barceloneta bölgesini tercih edebilirsiniz. Ya da La Rambla’ya yakın olsun diyorsanız Plaça de Catalunya bölgesini tercih edebilirsiniz. Oralarda da uygun fiyata konaklama vardı. Ama tabii La Rambla’ya da bir ümit bakın belki benim gibi uygun fiyata bir yer bulursunuz. Bu arada ben konaklayacağım yeri nasıl seçiyorum? Bu konuda baya ciddi fiyat ve bölge araştırması yapıyorum. Birkaç farklı uygulamadan konaklama opsiyonlarına ve fiyatlarına bakıyorum. Bunlar: booking.com, hotels.com, hostelword, sweet inn, airbnb ve couchsurfing. Couchsurfing bedava olduğu için neden hep onu tercih etmiyorum diye ben de kendime soruyorum ama sanırım diğer seçeneklerle kendimi daha güvende hissediyorum. Gerçi Couchsurfing kullandığım zamanlarda oldu, zamanı gelince onlardan da bahsederim. Ama insanlara beni evinize alın ben çok tatlı insanım konuşması yapmak kısmını da çok sevmiyorum. Bu mevzu da böyle.

Ne Yenilir, Ne İçilir, Nerede Oturulur?

La Boqueria ile başlamak bu kısıma en mantıklısı sanırım. Nasıl sınıflandıracağımı bilemediğim için hepsinden üstte bir yere koymayı uygun buldum. Burası La Rambla’da yer alan pazar. Burayı kesinlikle değerlendirin derim çünkü ne isterseniz hatta ne istemezseniz bulabilmek mümkün. Not alın.

Barselona’da her damak tadına uygun güzel, lezzetli ve uygun fiyata yiyecekler bulmak mümkün. Mesela makarnalar hem lezzetli hem de ucuz. Her köşede bir olan Mc Donalds’lara aldanmayın lokal yerlerde yiyin. Çok daha güzel hamburgerler var.

Ne Yenir?

Tapas yemeniz gerektiğini benden öğrenmeye ihtiyacınız yoktur. Ama nerede yemeniz gerektiğini birazdan söylerim.

Patatas Bravas, bu çok gerekli mi bilmiyorum ama küçüklüğümün en sevdiğim yemeklerinden birinin hemen hemen aynısı diyebiliriz. Sarımsaklı yoğurtlu patates diye basit bir şekilde tanımlamak mümkün.

Ne İçilir?

Sangria, tatlı bir içki. Ben çok haz almadım ama zaten tatlı içki sevmiyorum.

San Miguel, düz lager bira. Hiçbir numarası yok.

Nerede Oturulur?

El Xampanyet: Ben bu mekanda Tapas yedim ve yine gitsem orada yerim. Bunun birkaç sebebi var. İlki gerçekten çok lezzetli olması. İkincisi en az ilk madde kadar önemli fiyatları çok uygun. Ve turist olunca sabah erken kalkıp günü en verimli şekilde değerlendirmek adına yollara düşüyorsunuz. Öğleyin cidden acıkmış olmak mümkün oluyor. İşte öğle yemeğinizi bu şekilde değerlendirebilirsiniz. Hem lezzetli hem yöresel bir yiyecek hem de ucuza doymuş olursunuz.

Onna Coffee: Barselona çok güzel bir şehir ve her sokağa girmek isteyip bol bol yürüyecek ve yorulacaksınız. Dinlenme molası vermeden olmaz. En iyi dinlenme molası seçeneği tabii ki kahvedir. Aslında birçok güzel kahveci var. Ben orada geçirdiğim 3 gün boyunca bol bol kahveci deneyimledim. Fakat en aklımda kalan ve en sevdiğim bir mekan tavsiyesi vermek istedim. Ve orası az turistli bol yerlili, molalarını benim gibi notlar alıp anı düzenleyerek geçirenlerin keyifle tercih edebileceği bir yer olmasını istedim. Ve işte orası burası.

Barselona’da Gezilip Görülmesi Gereken Yerler:

Bu başlıktan önce bundan sonra adını sık sık duyacağınız (yani okuyacağınız) bir dehadan bahsetmem gerek.


Antoni Gaudi Kimdir?



Antoni Gaudi, Barselona’yı Barselona yapan, art nouveau akımının temsilcilerinden olan, Katalan mimardır aslında. Birazdan sayacağım bir sürü yerin mimarı kendisidir ve Barselona’yı rengarenk bir rüya şehir haline getiren dahidir. Dahi derken abartmıyorum. Gezerken bana hak vereceksinizdir ama UNESCO çoktan hak vermiş bile çünkü eserlerinin 8 tanesi UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alıyor. Çok enteresan olan kısmı ise rengarenk eserlerin yaratıcısı Gaudi’nin renk körü olduğu iddiasıdır.


Kaldığımız yerden devam edecek olursak Barselona’nın en önemli eseri Gaudi’nin başyapıtı ile başlayıp sonsuza kadar uzayan listeme başlıyorum.

La Sagrada Familia: Yer yüzündeki en enteresan yapıdan bahsediyoruz. Gaudi’nin son eseri çünkü kiliseyi tamamlayamadan dünyaya veda etmiş bizim dahi mimar. Ve bu aşırı garip mimariye sahip bazilika hala tamamlanabilmiş durumda değil. Bu yüzden kendisi Bitmeyen Kilise de denilmekte. Dedikodulara göre Gaudi’ye bu mükemmel, dev, nasıl fotoğrafını çekeceğinizi bilemediğiniz kilisenin yapımı aşamasında uzaktan görmek için geri geriye giderken tramvay çarpmış. Ve bu şekilde aramızdan ayrılmış. Ama tabii bu bir rivayet. Doğru mu yalan mı ben bilmem. Neyse bu biraz ürkünç kilisenin 100. yılında tamamlanacağı iddia ediliyor. Ama tepesindeki vinçlerle bütünlük kazanmış durumda da. Barselona’ya kadar gidip görmeden gelirseniz Barselona’ya gittim demeyin. Ama Barcelona’da müzelerin bence çok pahalı olduğunu söylemiştim ya, işte başı bu arkadaş çekiyor. Giriş 20 Euro! Bu yetmezmiş gibi bilet kuyruğu 1 kilometre falan. Bileti online alabiliyorsunuz ama ücrete çare bulamadım ben henüz. Barcelona Card’ım var diyorsanız ona da ücretsiz değil, sadece indirim sağlıyor.



Las Ramblas: Üzgünüm ama sadece pahalılığından bahsedip konuyu kapatacağım. Barselona’nın en turistik noktası olma unvanına sahip bu caddede bol bol alışveriş yaparak, kafelerde oturarak, restoranlarda yemek yiyerek, bu cadde üstünde yer alan otellerde kalarak özgürce para harcayabilirsiniz. Aklınızda bulunsun. Hiç girmeyeyim bu caddeye demek gibi bir opsiyonunuz da var elbette ama imkansız. Neyle karşılaşacağınızı bilerek girin. Bir de görmeme ihtimaliniz olmadığı bir Christopher Columbus Heykeli mevcut caddede. Amerika’yı gösteriyormuş, Columbus amcaya bir merhaba dersiniz. Benim gittiğim tarihte yukarıda da bahsettiğim gibi bu cadde üzerinde bir terör saldırısı gerçekleşmişti ve anma etkinlikleri, terör protestoları ile doluydu hatta bazı mekanlar kepenklerini açmadılar benim orada olduğum süre boyunca. 14 kişi hayatını kaybetmişti ve 100’ün üstünde yaralı vardı.

Passeig de Gracia: Madem caddelerden bahsediyoruz birkaç defa yolunuzun düşeceğinden emin olduğum hatta belki en sık kullanacağınız caddelerden biri de bu. Gaudi’nin iki önemli eseri bu cadde üzerinde yer alıyor. Onun dışında birçok pahalı alışveriş merkezi de yine bu cadde üzerinde mevcut. Galiba Barselona konusunda gözünüzü korkutmaktan ötesine geçemeyeceğim ama çok güzel şehir. Tüm pahalılıklarına rağmen defalarca gitmek isteyeceğinize eminim. Gaudi demiştik; Casa Battlo ve Casa Mila bu cadde üzerinde.

Plaça de Calatunya: Yukarıda adı geçen caddelerin birleştiği nokta. Barselona deyince aklınıza gelmesi gereken meydan. Yönünüzü bulmaya falan yarayabilir. Öyle işlevseldir.

Casa Batto: Gaudi’yi anlamak için gerekli olan rengarenk güzel binacık. Bakmayın öyle bir binacık olduğuna girebilmek için bir servet bırakmak gerekiyor kapısında. Çünkü giriş ücreti 21.5 Euro. Ve önce aşmanız gereken uzunlar uzunu bir kuyruk olacak. Binanın tepesinden yer yüzünün en düzenli şehirlerinden biri olan Barselona manzarasını görmek mümkün ancak şehir manzarası işte çok da bir şey değil.

Casa Mila diğer adıyla Le Pedrera: Görünce kesin Gaudi yapmıştır bunu da diyeceksiniz zaten. Çok güzel. Ona bir şey demiyorum ama niye bu kadar pahalı diye ben de sorguluyorum. Giriş ücreti 16.5 Euro. Daha şimdiden Barselona’ya bir servet bıraktınız ben de farkındayım. Ancak gerçekler acı.

Palau Güell: Neden Park Güell kadar ünlü olmadığını bilmediğim nokta. Güell ailesinin Park Güell’den önceki evi. Gaudi’nin zekasına hayran kalacağınız noktaların başında geliyor.

Park Güell: Güell Ailesinin soylu bir aile olduğunu göstermek için Gaudi’ye yaptırttığı park mı ev mi köşk mü saray mı yoksa oyun bahçesi mi olduğunun ayrımına varamadığım noktalardan biri. Bu arada ne Gaudi’ymiş be arkadaş dediğinizi duyar gibiyim. Cidden onun eserleri olmadan Barselona çok sıkıcı sıradan bir şehir olurdu. Ama bu haliyle bir çocuğun hayal dünyasından çıkmış bir şehir gibi duruyor ve inanılmaz güzel bir şey bu. Bu arada Park Güell biraz botanik bahçe izlenimi de verebilir. Çünkü Gaudi doğanın gücünü eserini yaratırken mükemmel bir şekilde kullanmış.



Casa Vicens: Gaudi’nin diğer eserlerinin gölgesinde kaldığı için çok da turistik olmayan ama Gaudi’nin Barselona’ya bağışladığı ilk güzeller güzeli yapıt olan ev. Evet bunların hepsinin ev olması benim de sinirimi bozuyor. Çünkü bu kadar güzel bu kadar renkli ev mi olur? Ama Gaudi yaparsa olur!

El Born: Her şehrin bir hippi bölgesi vardır, Barselona hippi bölgesi de El Born. Sokak sanatı meraklıları buraya. Çok fazla detay yazacak bir şey bulamadım gibi oldu şimdi ama siz beni dinleyin bir akşam buraya uğrayın, etrafta gezinip bir yerlere oturun.

Parc de la Ciutadella: İyi ki böyle bir yer var yoksa iki ayrı başlık daha açıp pek de bir şey yazmadan yeni bir şeye geçmem gerekecekti. El Born demiştik ya akşam oraya geçerken yola biraz erken koyulun da bu parka da uğrayın. Avrupa deyince aklımıza hemen büyük şehir parkları gelmeli, işte o park bu park. Şimdi neden iki ayrı başlık daha açmam gerektiğini söyleyeyim çünkü ilki ve bence önemlisi Arc de Triumf. Nedir bu arkadaş? Vakti zamanında gerçekleşmiş olan bir Expo’nun kapısı olarak yapılmış tak. Ama baya havalı bir kapı. Bir de Parlamento Binası mevcut burada. O konuda da tabii ki havalı bir binaya sahipler. Bir bakmış olursunuz.

Parc del Laberint d’Horta: Barselona gezi rehberimin en içimde kalan noktası diye düşünebiliriz sanırım. Çünkü vakit sıkıntısı dolayısıyla gidemedim. Kendisi biraz şehrin dışında olduğu için. Parkın özelliği içindeki yeşil labirent. Bir daha ki Barselona gezimde kendisi baya üst sıralarda olacak gibi hissediyorum. Çünkü o labirentin içinde kaybolmayı kim istemez. Ama vaktiniz benim gibi kısıtlıysa tabii ki en üst sırada yer almayabilir mantıklı olarak.

Picasso Museum: Meraklılarına duyurulur! Picasso’yu daha iyi anlamlandırabileceğiniz bir yer daha olamaz. O yüzden kaçırmayın derim! Müze Pazartesi günleri kapalı bunu da aklınızda bulundurun.

Camp Nou Experience: Futbol severler buraya! Ama tabii illa futbol severler olmak zorunda değil. Çünkü Barselona deyince hepimizin aklına FC Barcelona da geliyordur zaten. Neyse tüm özellerine girmek için güzel ama pahalı bir fırsat. Giriş ücreti 23 Euro. Param var, buraya kadar geldim kaçmamalı diyorsanız gezin. Hatta denk gelirse bir maça da gidin. Başka bir alternatif için maça gidip yanında Barselona’yı da gezebilirsiniz ama bence Barselona’yı gezmek daha ön planda olmalı. Neyse ben Camp Nou Experience’a girmedim, ama fikrim varken paylaşmamak olmazdı diye yazdım bu kısmı.

Port Vell: Liman işte. Ama liman deyip geçmeyeceksin öyle. Çünkü şehir yaratmışlar. Ama hani üstte bir yerlerde bisiklet kiralayın demiştim ya burada bisikletinizle denize karşı gezin diye dedim. Hatta azıcık fazla sürün Barceloneta bölgesine varın. Ama yürüyerek de varabilirsiniz. Uzak falan değil.

Barceloneta: Güzel plaj var dediler nerede diye soruyorsanız orası burası. Eğlencenin Barselona’daki adresi aynı zamanda bu bölge. Yaz aylarında gidiyorsanız eğer Barselona’ya; gündüz denize girip güneşlenebilir, gece de sabaha kadar eğlenebilirsiniz. Ancak bir sıkıntı var, kumsalda bol miktarda çöp kovası bulunmasına rağmen insanlar çöplerini kuma atmak konusunda ısrarcılar. Doğal olarak çok temiz kumsal ve deniz beklemeyin. Sorun sadece bu olsa bence yine iyi. Belki de liman bölgesine yakın olduğu için deniz biraz petrolümsü geldi bana. O nasıl oluyor demeyin, görünce anlarsınız. Bizim Kilyos sahili de anlamanızda yardımcı olabilir, Barselona’ya kadar gitmenize gerek yok bunun için. Neyse asıl konuya geri dönecek olursak: Yaz aylarında konaklama için de tercih edilebilir bir bölge.

Museu Nacional d’Art de Catalunya: Katalonya Ulusal Sanat Müzesi diye Türkçeye çevirebiliriz sanırım. Tüm dönemlerden Katalan sanat eserlerinin yer aldığı bir müze. Sanata ilgisi olanlar kaçırmasın. Giriş ücretini hatırlamıyor olsam da girişte öğrenci indirimi var, öğrenci kartınızı yanınızda götürmeyi unutmayın çünkü zaten müzelere yeteri kadar fazla para vereceksiniz Barselona’da. Pazartesi günleri kapalı.

Buraya daha yazabileceğim sayısız yer var görülebilecek olan onları da minik bir listelesem hiç bahsetmemekten iyidir ve ayıp olmaz bence. Çünkü haklarında söyleyebileceğim uzun uzun bir şeyler yok ama gezerken zaten göreceksiniz ve ilginizi çekecektir diye düşünüyorum.

Catedral de Barcelona: Buraya biraz usturuplu bir kıyafet ile gidin yok bacağınız gözüküyor yok kolunuz gözüküyor diye içeriye almamazlık yapıyorlar.

Basilica de Santa Maria del Pi: Çan kulesine çıkılabiliyor ve hiç de fena olmayan bir Barselona manzarasına sahip giriş ücreti 8 Euro idi. Çan kulesi için bir de rehber veriyorlar başınıza size kilisenin tarihini anlatıyor, En son manzara eşliğinde nerede ne olduğunu sorarsanız direkt şehir üzerinden gösteriyor da. İlk gün giderseniz baya kullanın rehberi sdahah.

Basilica de Santa Maria del Mar: Bir öncekiyle aynı gibi duruyor biliyorum ama yapacak bir şey yok. İkisi de birbirinden eski ve niye böyle bir durum var ben de bilmiyorum.

Museu Erotic de Barcelona: Erotic Museum, Erotik Müzesi artık ne derseniz. Ben girmedim bilmiyorum.

Museu Maritim de Barcelona: Meraklıları için denizcilik müzesi.


Daha eminim sayılabilecek bir sürü ama bir sürü şey var. Fakat biraz da yürüyerek gezerek keşfetmeniz gerek. Her ara sokağa girmeyi unutmayın, büyülenmeye doyamayacaksınız. Son tavsiyem hediyelik eşya olayını ara sokaklardaki dükkanlardan halledin. Fiyat farkını siz de göreceksiniz.

Daha fazla şehir hakkında yazdığım diğer blogumu ziyaret etmeyi unutmayın! Instagramdan beni takip etmek için buraya tıklayın. 😊

Yorumlar

Popüler Yayınlar